BİLİŞİM ÖĞRETMENLERİ VE MÜTEVAZI OLMAK

Eğitim Teknolojileri yazısından buraya geldiyseniz konunun nerden çıktığını biliyor olmalısınız ama bu konuya nerden geldik , nerden çıktı bu diyorsanız ve aşağıda göreceğiniz kelime havuzunun ne olduğunu merak ediyorsanız Eğitim Teknolojileri yazısına bir göz atın derim.

KELİME HAVUZU

BÖTE, mütevazı, tevazu, gelir durumu, fakülte farklı, fırsat eşitlikleri, Eğitim Fakültesi, zorunluluklar, yüksek lisans, öğretmen, matematik, ingilizce, iş hayatı, şiddet, mesleki baskı, isyan, karşı çıkma, hakkını arama, tükenmişlik sendromu,3d printer, paylaşım, 10 Kasım.

GENELLEME

Başlamadan şunu belirteyim, insanlar için hatta canlılar için çok fazla genelleme yapmayı sevmem ama bu yazı oldukça genelleme içerir ve isterseniz bu noktada okumaktan vazgeçebilirsiniz : ) yazıda bahsedeceğim olaylar gerçek ama hiçbir kişi ya da kurumu hedef almadığımı söylemeliyim yani kimse “ya ne alakası var ben hiç öyle biri değilim” demesin. Çünkü burada fikirlerimi yazıya döküyorum yanlışta olabilir. Bahsettiklerim bir kanun değil sadece bir teori. Neydi peki teori ? Olgunun, sürekli olarak doğrulanmış gözlem ve deneyler baz alınarak yapılan bir açıklamasıdır. Evet bende farkettim teori biraz abartı oldu tamam varsayım diyelim biz, varsayım neydi ? Bilimsel yöntemde olaylar arasında ilişkiler kurmak ve olayları bir nedene bağlamak üzere tasarlanan ve geçerli sayılan bir önermedir. tamamdır şimdi oldu.

DURUM

Haydar Akın Anadolu Meslek Lisesinden bilgisayar bölümünden(o zamanlar alan diye birşey yoktu ne varsa öğreniyorduk!) mezun olmamın akabinde, Başkent Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) Lisans, Sakarya Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Yüksek Lisans bölümünden mezun oldum. Atılım Üniversitesin ‘de 3.5, YDS Publishing’ de 1.5 senedir Eğitim Teknolojileri ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Yani bu şu demek oluyor, benim gibi otuzlu yaşlardaysanız ve buna benzer aşamalardan geçtiyseniz çevrenizin neredeyse %80’i eğitim sektöründe ve neredeyse %50’si öğretmen olmalıdır. İyi bir gözlemciyseniz varsayımlarınızda haklı olma durumunuz oldukça yüksektir.

MÜTEVAZI OLMAK

Şimdi TDK’ nın mütavazı nedir kısmına bir bakalım.

  1. (müteva:zı) 1. Alçak gönüllü: “Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile sırtımda ebedî makamına ben götürdüm.” -A. H. Müftüoğlu.
  1. Gösterişsiz, iddiasız: “Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı.” -S. Ayverdi.

Birinci anlama baktığımızda “alçak gönüllü olmak” haklısınız bu neden kötü olsun ki ? İnsani anlamda tabi ki de mütevazı olmak çok değerli ve az bulunan bir özelliktir. Bir iyilik yapıldığında ve akabinde “şöyle yaptım böyle yaptım” denilmediğinde “Ne kadar mütevazı” deriz ki aslında bu olması gerekendir. Atalarımız demezler mi “Bir elin verdiğini öbür elin görmesin”. Benim burada bahsettiğim mesleki anlamda mütevazı olmak, hadi biraz açalım bu konuyu.

MESLEKİ MÜTEVAZILIK

Başlık kulağıma çok hoş gelmese de kullanacak daha uygun bir kelime bulamadım. Sanıyorum daha iyi öneriler gelene kadar şimdilik bunu kullanacağım.
Alçak Gönüllü olmak sanıyorum öğretmenlik mesleğinin fıtratında var ! Öğretmenler genel olarak hep mülayim , sessiz sakin insanlardır. Sizce de öyle mi ?
İşlerini küçük harflerle çözmeyi daha çok severler, doğru olanda budur. En beğenmediğiniz öğretmenin bile bilgi birikimi bir çok insandan çok üst düzeydedir. Bir çok konuda “aşmış artık” diyebileceğimiz noktadır öğretmenlerimiz.
Konudan konuya atlıyoruz ama Mesleki Şiddet konusu var birde:  doktorlara, öğretmenlere, şoförlere çoğaltılabilir demi. Ben kendi alanıma değinmek istiyorum aslında, çocuğuna bağırdı diye kurşunlanan öğretmen videolarını hepimiz izlemiştir daha yakına gitmemi ister misiniz ?
Benimde çokça şahit olduğum okul müdürlerimizin bilgisayar öğretmenlerimizi teknik servis personeli gibi kullanmalarına ne demeli ?
Diğer öğretmenlerimizin bilgisayarlarını getirip “şunu bir format atsana hocam” gibi cümlelerle mesleğin daha en başında karşılaşır öğretmenlerimiz.
Fiziksel olmak zorunda deği, dolaylıda olsa bu mesleki şiddet değil midir ?
Uzun süreler sonunda tükenmişlik sendromunun başlamasına bile sebep olabilir. Tabi bu konuyu işin uzmanları daha detaylı inceleyebilirler.
Son zamanlarda okul müdürlerinin bilgisayar öğretmenleri ya da eğitim teknologlarına göstermiş oldukları yanlış davranışların üzerine çokça durulmaktadır.
Fikirlerimin toparlanmasında geçenlerde Fatih Projesi Eğitim Teknolojileri Zirvesinde , Şirin Karedeniz Hocamın “okul müdürleri” konusuna değinmesiyle gerçekleşti. Yanlış hatırlamıyorsam Okul müdürlerinin bulundukları okulları bahar’a/kış’a çevirmek gibi tercihleri oluyor. Çokta haklıydı kendisi. (Yakında eba’nın sitesinden izleyebilirsiniz.)
Kimse gidip bir İngilizce öğretmenine kendi çevirisini yaptırtamaz, bunu istese bile öğretmenden alacağı cevap şöyledir : “hocam çeviri uzmanlık ister” ya da kimse gidip bir matematik öğretmenine ay sonu faturalarını hesaplatamaz. Siz hiçbir fizik öğretmeninin elektrik prizi tamir ettiğini gördünüz mü ? Ki bu beceriye sahiptir hatta istese enerjiyi bile üretecek cihazı yapma konusunda bilgi birikime sahiptir.
Gel gelelim bilgisayar öğretmeni bir printer kartuşu değiştirebilir, projeksiyonu tamir edebilir ya da alınan herhangi bir donanımı takıp-çıkarabilir. İşin en ilginç tarafı ise bunları yapmadığı/yapamadığı zaman ya beceriksiz ya da “eline mi yapışır” olur. Çok ilginç değil mi ? Maalesef durum tam olarak böyle.Peki bu durumun yaşanmasında suçlu kim ? Bilgisayar öğretmeni, meslektaşları, okul müdürü/müdüresi, gelir düzeyi farklılıkları, alan bilgisi ? Bu konuda şu ya da bu diyemeyeceğim çünkü detaylı bir araştırma yapılması gerekir. Böyle olmaması için tabi ki önerilerim olacak.

NELER YAPMALI

Yaşanmış/Yaşanan güzel bir örnek vereyim. Üniversitede mezun arkadaşlarımın %70 i aktif olarak öğretmenlik yapıyor. Kimisi özelde kimisi devlette. Mezun arkadaşlarımdan biri özel okulda öğretmenlik yapmakta. Mülayim, mütevazı çok iyi niyetli biridir kendisi. Çalıştığı okul adına bir facebook sayfası açmış tüm güzel aktivitelerini, ürünlerini, küçük notlarla birlikte paylaşıyor. Kişilik olarak mütevazı olsa da iş hayatında aslan diyebiliriz. Öyle de olmak zorunda. Bunu başka bir öğretmene hava atmak için değil tanıtmak için yapıyor. Tüm alanlar için bence bu böyle.
İş hayatından mütevazı olmak, “yapıyoruz işte birşeyler demek” hiçbir şey kazandırmaz lakin yaptıklarınızla diğer öğretmenlere ışık olabilirsiniz. (İş hayatında alçakgönüllü olmak ile ilgilide bir yazı yazmaya başladım)

Şimdi şöyle bir cümle kurmanız gerekiyor
– Mütevazı olarak bunlar paylaşılmıyor mu ? 
Olur tabi o da olurda ,  bizim sistemimizde olmaz. 
Üretim aşamasında tevazu göstermenin dipsiz bir kuyuya taş atmak gibi olduğunu düşünüyorum. (Bölüm 1 : Pazarlamaya Giriş)

Yaptıklarınızı paylaşın değerli hocalarım paylaşın. Paylaşın ki ne yapıldığı konusunda insanlar bilinçlensin.
Neleri yapmadığınız konusunda da insanlar bilinçlenecektir.
Word-Excel öğretmediğimizi çok iyi bileceklerdir ki excel’i geçtim word’ü bile doğru düzgün kullanamayan nice okumuş insanlar var.
Ücretsiz blog sayfaları , gruplar…. “Aman ya işte küçük bir tasarım yaptırdım çocuklara” deyip geçmeyin. Yaptığınız işi siz sahiplenin, sevin.

TROLLEME EVRESİ

Üçgenin iç açıları toplamı Aristo zamanında da 180 di , şimdide 180 değişen bir şey yok. Fakat 5-6 sene önce insanların evinde renkli printer yokken şimdi 3d printerların yaygınlaşmasından ve her okula birden çok 3d printer alınmasından bahsediliyor. Sanırım derdimi anlatabilmişimdir.

Programlamanın önemine zaten değinmeyeceğim en azından bu yazıda ama bizler siyah ekranlarda kodlamayı öğrenmeye çalışırken Z kuşağı puzzle gibi parçaları birleştirerek kodlama yapabiliyor.

Unutmayalım ki kendine güvenen, düşünen, sorgulayan bireyleri yetiştirmek öğretmenlerimizin en önemli görevleri arasındadır.

Yazı uzadıkça okunma oranının düşeceğini hesaba katarak bu yazımı burada bitiriyorum. Yazım yanlışları ve devrik cümlelerim için Türkçe Öğretmenlerimden ve sizlerden özür diliyorum.

Kalın Sağlıcakla.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Varsay%C4%B1m

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuram